Öykü: Başlangıç

İsrail tarafından yürütülen ay misyonu, geçtiğimiz günlerde başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

Ben de bu macerayı farklı bir yönden ele alan bir öykü yazdım. Bu öyküyü aynı zamanda Yerli Bilimkurgu Yükseliyor facebook grubunda da paylaştım.


BAŞLANGIÇ

“Ne dersin şimdi yapalım mı?”

“Bırak biraz daha yaklaşsın.”

“Niye bekliyoruz ki? İşimizi bitirip gidelim.”

“Hayır Intimo, hayır. Tam ramak kalmışken yapmalıyız.”

“Neden?”

“Öyle yapalım ki inançları da yerle yeksan olsun.”

“Peki madem, biraz daha bekleyelim.”

İki adam da oturdukları yerden kalktı. Atmosferde giderek daha belirgin hale gelen parlak cisimle göz temasını kaybetmemeye gayret ederek başka bir kayanın üzerine geldiler.

Adamlar yüzeyin üzerinde yürümüşler ama onları takip eden gölgeleri olmamıştı. Yeni dağıtılan uzay kıyafetleri epey bir işe yarıyordu anlaşılan. Bilimsel Ar-Ge Laboratuvarı (BAGL)’nın son ürünü olan bu mikromoleküler kumaş; hem güneş ışınlarını özümseyerek yansımayı engelliyor, hem kimi dalgaboylarındaki ışınımların geçişine izin veriyor, hem de ayın pek geçirgen dağınık atmosferinde rahat hareket imkanı tanıyordu. Yüzeydeki ay adamlarının peşlerinde kanıt niteliğinde olabilecek bir gölgeleri de olmuyordu. Arz insanları istedikleri kadar teleskopik veya kızılötesi tarama yapsınlardı; yüzeyde cirit atan ay adamlarını hiç bir şekilde o mesafelerden saptayamazlardı. Bu ancak yakın temas ile mümkündü, ama bunu da şimdiye dek hiç bir arzlı başaramamıştı. Bu kez de öyle olacaktı. Eskinin Arz’ından gelip bu kirli gri renkli küreye yerleşen ay insanlarını, hiç bir günümüz Arzlısı kayıtlara geçiremeyecekti.

İki adam tekrar gökteki cisme baktılar. Diğerine göre daha ileride duran, kask içi alıcısına konuştu: “Intimo, yeterince yaklaştılar artık. Ne dersin?”

Diğer ay adamı buna durağan bir sesle karşılık verdi ve “Bana kalırsa bu kadar bile beklemeyebilirdik Rossa.”

Şimdi ikisi de onlara giderek yaklaşan bu şeye pür dikkat bakıyorlardı. Rossa elindeki uzunca sayılabilecek boruyu havaya kaldırarak cisme doğrulttu. Diğer eliyle de borunun orta iç tarafındaki panelde bir kaç tuşa dokundu. Borunun uzak uç tarafında hafifçe bir ses çıkaran dört parça açılarak dik konuma geldi ama uzayın bu soğuk ve boş ortamında bu sesi kimse işitmedi.

Ardından Rossa bir tuşa daha bastı, az önce açılan bu dört parçanın aralarında bir perde belirdi. Yine bir BAGL ürünü olan bu boru, aslında yeni nesil bir karşı elektromanyetik güdüm kitiydi. Rossa bunun namlusunu yukarıdaki cisimle aynı hizada tutarak takibe başladı. Intimo giderek sabırsızlanıyordu, sonunda dayanamayarak alıcıya konuştu: E haydi ama uyuşuk şey, yap artık!”

“Konsantrasyonumu bozma,” dedi borulu adam, “senin yüzünden atışı kaçıracağım ve yeni bir şarj süresi kadar bekleyecek vaktimiz yok.”

“Hah, vakit kıtlığından dem vurana bak,” diye homurdandı Intimo.

“Seni duydum kel kafa. Tamam işte oldu, hazırız.”

Rossa sağ elinin tetik parmağını yuvaya yerleştirerek asıldı. Paneldeki güç göstergesi önce hiddetle kızardı, seviye maksimuma ulaştı ve hemen peşinden sarıya dönen gösterge sıfırlandı.

“Ne yani, oldu mu şimdi?” diye sordu Intimo eliyle cismi işaret ederek. “Hala yaklaşıyor.”

“Olmuş olması lazım,” dedi Rossa ve ekledi: “Bak ben de ilk defa kullanıyorum, sen de biliyorsun. Bana böyle yapacaksın dediler, sonrasını ben de bilmiyorum.”

Tam bu sırada onlara doğru giderek yaklaşmış olan bu cismin yüzeye bakan tarafında bir şeyler oldu. Eşit aralıklarla dizilmiş üç kırmızımsı yuvarlak peş peşe karardı. Cisim havada sendeledi ve kontrolsüz bir şekilde yüzeye daha büyük bir hızla yaklaşmaya başladı.

Bunu ilk farkeden Intimo oldu ve “Sanırım oldu ahbap, bak işte şirazesi kaydı,” dedi. Sesindeki keyif, alıcının cızırtısına rağmen apaçıktı.

“Bana da oldu gibi geliyor dostum,” dedi Rossa, “düşman aygıtının motorlarını söndürdük.”

İki adam biraz daha bekledi. Serseri mayın gibi atmosferde savrulan hedef, az ilerideki mini kraterin tabanına büyük bir hızla çakıldı.

En önce yerinden fırlayan Intimo oldu. Rossa da onun peşinden ilerledi. İkili kratere geldiklerinde neredeyse yarıya kadar yüzeye gömülmüş bir metal yığınıyla karşılaştı. Intimo eğilerek enkazın yüzeyini incelemeye koyuldu ve bulduğu bir şey onu memnun etti. Aradığını bulmuş olmalıydı. Elindeki metal levhayı Rossa’ya göstererek “Ne yazıyor?” diye sordu. Rossa bel kemerinden çıkardığı ufak bir cihazı bu levhaya tuttu. Alet çok kısa bir süre içerisinde görevini yaptı ve ona okutulan karakterleri tam bir doğrulukla ay diline çevirdi. İstediğini alan Rossa az evvelki soruyu yanıtladı: “Başlangıç,” dedi. Adı Başlangıç’mış. Ardından da konuşmasını sürdürdü: “Buradaki işimiz bitti,” dedi ve kolundaki panele dokunarak alıcısının kanalını değiştirdi. “Merkez, ay adamı Rossa konuşuyor. Görev tamamlandı, düşman objesini indirdik. Tekrarlıyorum, görev tamamlandı. Üsse dönüyoruz.”

Rossa arkasını dönüp kraterden çıkmaya niyetlenmişti ki Intimo ona seslendi: “Burada bir mercek var, kamera olmasın? Onu da tahrip etmeliyiz.”

Rossa arkasını bile dönmeye gerek duymadan cevapladı: “Bırak kalsın. Arzlılar son bir kare fotoğrafla avunsunlar.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s