Halı Altı Deposu

Bölüm 1:

Müdür Lerrington yine her zamanki gibi masasında oturmuş harıl harıl çalışıyordu. Öğle arası girmeden önündeki işleri bitirmeliydi. Ama hepsinden önce ilk iş olarak geçen haftanın D-raporunu incelemesi gerekirdi ve o da öyle yaptı. Sağ tarafındaki beyaz elmasvari tuşlardan birine bastı ve tuşun rengi maviye döndü. Tuşların hemen arkasında bulunan yarıktan bir kağıt şeridi hızla fırladı ve kıvrılarak ilerledi. İşlem bittiğinde Lerrington kağıdı hemen eline aldı, ince çerçeveli yassı gözlüklerini takarak büyük bir dikkatle sonuçları incelemeye başladı. Tam bu sırada odanın kare kapısı köşegenlerinden açılarak kayboldu ve içeriye kısa boylu ama şişman, uzun ama seyrek saçlı bir adam girdi. Telaşlı bir hâli vardı ve boğazını temizleyip söze girdi: “Bay Lerrington, size bildirmem gereken bir durum var efendim.”

Bu Torris Altoro idi, Depo Müdürü Gerich Lerrington’un özel kalemi. Depodaki rutin işleri gün boyunca büyük bir titizlikle takip eder, en ufak bir aksaklık gördüğündeyse bunu derhal müdürüne bildirirdi. Müdürün odasına bu şekilde girmesi pek hayra alamet değildi ve bunu bilen Lerrington yüzünü ekşitti.

“Ne var Torris?” Yine ne var?”

“Efendim. Kuzey Yarımküre’den bir kod-107 ikazı aldık.”

“E n’olmuş? Bunu hep almıyor muyuz? Bir saniye bekle,” dedi ve bir eliyle gözlüğünü tutarak elindeki rapora bir göz attı. Ardından konuşmasını sürdürdü: “Bak, sırf geçen hafta bu koddan üç milyar küsür almışız, tam üç milyar Torris!”

“Ama efendim…”

Müdür koltuğundan ayaklanarak özel kaleminin yanına doğru geldi. Elini onun omzuna koyarak gülümsedi. “Ah Torris, eski dostum. Sıradan bir 107 kodu için mi beni rahatsız ettin? Bunu sen değil de bir başkası yapmış olsaydı tavrım çok farklı olurdu,” dedi ve arkasını dönerek masasına doğru ilerledi. “Ama biz eski dostuz, öyle değil mi? O nedenle izin ver de işimin başına döneyim, ah şimdiden çok geciktim. Öğleye kadar yetişmeyecek.”

“Anlayışınız için çok müteşekkirim efendim, ama bu durum farklı.”

Hiddetli bir ifade takınarak yüzünü eski dostuna dönen müdür, çenesindeki bir tutam sakalını avuçlayarak sordu: “Nesi farklı be adam?”

“İzninizle sizi izlem paneline davet edebilir miyim?”

Eski dostunu oldukça iyi tanıyordu Müdür Lerrington. Oldukça kibar, titiz, saygılı ama bir o kadar da inatçı biriydi. Onu tanıdığı o ilk günden beri hiç değişmemişti, şimdi de değişmesini beklemek yersizdi. İsteksizce razı oldu müdür ve iki adam makam odasından çıkarak koridora geçti. Alacalı mermerden zemini, her iki yanında metrelerce yüksekliğe sahip mavimtırak metalik panellerle kaplı duvar sınırlıyordu. Tavanı görebilmek iste, en uzun boylu Depotyalı için bile hayli güçtü. Koridorda bir süre sessizce ilerledikten sonra aniden durdu Torris. Solundaki panele avcunu dokundurdu ve panel kayboldu. İki adam ortaya çıkan küçük odaya geçerek durdu. Onların arkasından panel tekrar belirdi ve adamları taşıyan kat kapsülü tam seksen kay aşağıya indi. Bu kısa yolculuk sırasında yönünü kapsülün şeffaf arka duvarına çeviren Lerrington, ellerini arkasında kavuşturdu. Bir süre birbiri ardına hızla gözden kaybolan katlara baktı ve konuştu: “Tam iki yüz yetmiş yıl Torris. Buraya ilk geldiğim günden bugüne tam iki yüz yetmiş yıl geçti. O günü hatırlıyor musun?”

“Evet efendim,” dedi Torris.

“Rahat ol dostum, burada biz bizeyiz. Bana başbaşayken adımla hitap edebilirsin.”

“Elbette efendim, şey, elbette Gerich. Teşekkür ederim.”

“İkimiz de Depotya Akademisi’nden mezun olduğumuzda buraya geldik. Mezuniyet kutlamalarına bile katılmadan apar topar gelip işe başladık. Genç ve idealisttik. Hemen ayrıştırma testine girdik ve de başarıyla geçtik. İkimiz de ‘düzenleyici’ seçildik. ‘İstifçi’ de olabilirdik, ‘taşıyıcı’ da. Ama işte, çalışmalarımızın karşılığını aldık ve buradayız.”

“Siz, pardon, sen daha iyiydin Gerich. Bu yüzden de çok geçmeden Müdür Vekili seçildin ya, ardından da Müdür oldun. ”

Gevrek bir kahkaha attı Lerrington ve devam etti: “Evet dostum, evet. Ama sen de fena sayılmazdın. Ben de seni özel kalemim yaptım.”

“Bunun için sana minnetarım Gerich. Biliyorsun.”

“Biliyorum Torris. Asıl niyetim seni vekilliğe terfi ettirmekti ama sonradan bu makamı kaldırmaya karar verdim. Ne kadar az makam, o kadar hızlı iş!”

“Olsun. Ben bu mevkimde de mutluyum.”

Tekrar kahkahasını attı müdür, “Sen zaten hep mutlusun ki Torris. Mutsuz olduğunu hiç görmedim.”

Yüzü asıldı kalemin. Gergin bir ifade takınarak konuştu: “Ama şimdi mutsuz sayılırım.”

“Neden? N’oldu şimdi?”

“Bu kod olayı işte. Biraz canımı sıktı.”

“Haydi ama ihtiyar, dünkü yeni yetmeler gibi davranma! Yüzlerce yıldır hemen her gün yüzlerce karşılaştığımız bir durum için neden bu kadar endişelisin?”

“Oraya vardığımızda sana göstereceğim,” dedi Torris. Kapsülün hedefe varmasıyla Gerich cevabını yuttu ve dostunun peşinden izlem panellerinin olduğu bölüme doğru ilerledi.

İzlem panelleri, tüm yer küreden akan bilgilerin toplandığı devasa bir ekrandı. Binlerce küçük ekranın bir araya gelmesiyle meydana gelen bu yapı; ‘izleyici’lerin tüm olan biteni kolayca takip etmesini sağlıyordu. Önceleri bu ekranlar her bir ‘izleyici’nin önünde ayrı ayrıydı. Müdür Lerrington başa geçtiğinde bu uygulamayı kaldırdı ve paneller bugünkü halini aldı. Artık çok daha az sayıda ‘izleyici’ daha çok bilgiyi takip edebiliyor, böylece boşta kalan izleyiciler diğer alanlarda kullanılabiliyordu. Bu sayede istifleyici ve taşıyıcı sınıflarında herhangi bir personel yetersizliği yaşanmıyordu.

Panellerin tam önüne geldiklerinde Torris durdu ve elindeki kağıdı ona uzatarak önündeki koltukta oturan izleyiciye seslendi: “Bu sabah aldığımız ve numarası şurada yazan ikazı aç çocuk.”

İzleyici derhal aldığı talimatı yerine getirdi, klavyesindeki tuşlara peşi sıra bastı ve analiz diskinden aldığı bildirime göre seçilen ikazı ekrana taşıdı. Ekranı işaret eden Torris müdüre dönerek: “İşte burada efendim.”

Ekrana bakan Lerrington abes bir durum görmedi. Kaşlarını çatarak karşılık verdi: “Sıradan bir ikaz işte, tıpkı diğerleri gibi. Hah, bu kadar yolu bunun için mi geldik?”

Bu çıkışma Torris’i yıldıramamıştı, üsteledi: “Bu diğerlerinden farklı efendim.”

“Nesi farklı be adam?” diye bağırdı müdür ve ekrandaki uyarıyı sesli olarak okudu: “Uyarı: Kod 107. Lokasyon: Kuzey yarım küre. Yerleşim: Adıyaman/Türkiye…, ne var bunda?” dedi ama sonradan sakinleşti. Yine ellerini arkasında birleştirerek devam etti: “Bak Torris. İki yüz yılı aşkındır bu işi yapıyoruz. Burası Depotya. Bu bina da Halı Altı Deposu. Yer küredeki insanoğlu çözüm bekleyen sorunlarından baş edemediklerini, çözemediklerini, önemsemediklerini halının altına süpürür. Bir nevi görmezden gelir. Ancak her insanın kapasitesi farklıdır. Kimininki binlerce soruna kucak açabilirken, kimininki ise birkaç sorunda şişer! İnsanın deposu dolup taşınca kapasite aşılır ve tüm sorunlar gün yüzüne çıkar. Bu kod, bunu bildirir bize sadece. Bu kod, bir insanın deposundaki ani değişimi ifade eder, ani bir artışı. Biz sadece istif yaparız, taşırız, analiz eder ve düzenleriz. Bu ikaz da diğerleri gibi, sıradan bir uyarı. Evet, sadece bu.”

“Ama efendim. Uyarının devamına da bakarsanız eğer…”

“Baktım zaten Torris. Her zamanki bilgiler.”

“Ama bu bir çocuk efendim ve yalnızca altı insan yaşında!”

“E ne olmuş. Ne zamandan beri insanların yaşını önemsiyoruz be adam?”

Torris izleyiciyi yerinden kaldırarak koltuğa geçti. Klavyeyi seri bir şekilde kullandı ve ekranda bazı dosyalar açıldı. “Analiz diskini böyle maharetli kullanabildiğini bilmiyordum Torris.”

“Boş zamanlarımda kendimi biraz geliştirdim efendim, ne kadar çok yetenek o kadar çok iş.”

Yeni bir kahkaha atan müdür, “Beni nasıl yakalayacağını çok iyi biliyorsun, seni zeki ihtiyar,” dedi. Buna tebessümle karşılık veren Torris, ekranda son açılan dosyayı gösterdi ve “Bakın efendim. Bu o insan. Adı Zeynep. Bu ikaz öncesi deposu son derece düzenli. Adeta bomboş. Sorumluluklarını yerine getiren biri.”

“Nereye varacaksın çok merak ediyorum.”

“Yakın zamanda ani bir değişim var. Birden bire hergün onlarca sorunu halının altına süpürmeye başlıyor, ama her gün. Yalnızca bir hafta içerisinde deposu neredeyse tamamen doldu!”

“Bize ne bundan Torris, bu bizim problemimiz değil,” dedi Lerrington ve ekledi: “Depo bu. Dolar da boşalır da. Tamamen dolarsa da sorunlar ortaya çıkar. Bu, tamamen deponın sahibinin sorunu.”

“Ama o daha çok küçük,” dedi Torris üzgün bir ifadeyle.

Torris’in yanına yaklaşan Gerich ona dikkatlice baktı ve elini onun gözüne götürdü. “Ağladın mı sen? Ah eski dostum, beni çok şaşırttın!”

“Elimde değil,” dedi Torris fısıltıyla karışık.

“Biz Halı Altı Deposu çalışanları evlenmeyiz, çocuk sahibi olmayız. Bunu sen de biliyorsun. Bizim işimizde duygusallığa yer yok! Bu her şeyi ama her şeyi mahveder! Tırnaklarımla kurduğum bu dev depoyu mahveder! Çok üzgünüm eski dostum ama buna izin veremem. Seni özel kalemlikten azlediyorum.”

“Bunu yapamazsın Gerich!”

“Sana başkalarının yanında adımla hitap edebileceğini söylediğimi hatırlamıyorum Torris. Kararım kesin. Artık emekli bir Depotyalısın. Tadını çıkar.” Sözünü bitiren Lerrington arkasını dönerek seslendi: “Nöbetçiler buraya gelsin!” Bunun üzerine iri yapılı ve siyah üniformalı iki adam panellerin yanlarına geldi. Müdüre selam verdikten sonra biri bir aım öne çıkıp konuştu: “Emredin efendim!”

“Özel kalem Torris Altoro az evvel azledildi. Onu derhal Depo’nun dışına çıkartın.”

Nöbetçiler bellerindeki nöronik kelepçeyi çıkardı ve Torris’e yaklaştı. Oldukça üzgün görünen Torris onlara karşı gelmedi ve ellerini uzattı. Derdest edilen bu ihtiyar, iki nöbetçinin eşliğinde kapıya ilerledi. Bu sırada eski dostuna seslendi: “O küçük bir kız Gerich! Ona yardım edebiliriz.”

Torris’in yüzüne bile bakmayan Lerrington cevap verdi: “Öyle bir şey olmayacak. Şunu da unutma; duygusallık her zaman kaybettirir!”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s